Slideshow image
 
  Anasayfa >>  
  Yönetim >>  
  Hakkımızda >>  
  İletişim >>  
  Tanıtım >>  
  İlçemiz Gevaş >>
Üst Kurumlar

... İlçemiz Gevaş...

 

GEVAŞ İSMİ

Eski adı Vestan olan ilçenin isminin nereden geldiği kesin olarak bilinmemektedir. Ancak isimler üzerinde çeşitli rivayetler ve söylentiler vardır.

Mahalli çevrede Vestan olarak söylene isim üzerinde çeşitli rivayetler bulunmakla beraber üzerinde en çok durulan rivayet şöyledir:Eskiden Hakkari,Ağrı,Van ve diğer çevreden gelen hacı adayları burada toplanıp,kafilelerin tamamının gelmesini beklerlerdi. Diğer kafileler gelinceye kadar dinlenir,daha sonra topluca hareket ederlerdi.bu nedenlerle yorgunluk giderilen yer,dinlenilen yer anlamına gelen Vestan ismini buraya vermişlerdir.

Diğer bir rivayet ise şöyledir:Artos Dağı Efsanesinde geçen Gevi Ana’nın çok zengin olduğu,sofrasında mert olduğu ve herkese yemek ikram ettiği söylenir. Mahalli halk “Gevi’nin aşına gidelim” diyerek yemek yemeye gelirlermiş. Daha sonra deyim Gevaş haline dönüşmüştür.

Gevaş adı ile ilgili şu rivayet ise gerçeğe daha yakın gözükmektedir.

. GEVAŞT kelimesi Türk musikisinde çok eski mürekkep bir makamdır. Türk boylarından bu bölgeye ilk gelenler,bu yörenin güzelliği ve verimliliği karşısında bu yöreye GEVAŞ adını vermişlerdir.

 

GEVAŞ’IN TARİHÇESİ

 

Gevaş’ın tarihi geçmişi çok eskidir. M.Ö. 8-9 ncu Y.Y.larda Urartuların bu bölgeye yerleştiği, M.Ö. 5 bin yıllarında Sümerlerin buradan Mezopotamya’ya geçtiği, yine aynı yüz yıllarda Mete’lerin ve Asurluların istilasına uğradığı kısa bir süre sonra Pers İmparatoru KOROR zamanında parlak bir uygarlık yaşadığı rivayet edilmektedir. Gevaş M.S.639 yılında Hz..Ömer zamanında Komutan Abdurrahman  zamanında fethedilerek İslam topraklarına dahil edilmiş ve bu tanışma Hakkari ili ile aynı tarihte olmuştur. Daha sonra sürekli Araplar ile Bizanslılar arasında el değiştirmiştir.

     Bu süreç Selçuklu Türklerinin bölgeye gelerek yerleşmelerine kadar devam eder. 1054 yılında Selçukluların bölgeye gelişleri Tuğrul Bey zamanında olmuştur. Bu komutanın komutasında Van Gölü çevresine gelen Türkler buraları vatan edinmişler, 1071 yılında Malazgirt Zaferi ile Anadolu kapılarının Türklere açılmasıyla Vaspurakan adlı Gevaş bir Türk şehri olmuştur. Yerleşik Müslümanların karakterleri gereği inanç örf ve geleneklerine bağlı oldukları gibi kendilerinden olmayan komşularının da bu yaşantılarına yardımcı olmaları münasebetiyle Gevaş bölgede bir huzur şehri olmuştur. Bölgesinde önemli bir yerleşim ve ticaret merkezi olan Gevaş Van sancağına bağlı bir nahiye olarak varlığını devam ettirmiştir. Aynı dönemde İlhanlıların istilası, beylerin çekişmesinden en az etkilenen yer yine Gevaş olmuştur. Akkoyunluların özellikle Mir İzettin Şir zamanında uzun bir barış ve zenginlik yaşanmıştır.

      Urartular zamanında yapılan Hişet kalesi zamanın önemli bir tarihi eseri olarak çoğu yıkılmış bugün içinde sadece bir duvarı ve kalıntıları mevcuttur. Kalenin doğusunda inşa edilen ve halen varlığını devam ettiren İzettin Şir camii ve külliyesi Selçuklu zamanının önemli bir eğitim ve kültür merkezi olmuştur. Cami çevresinde Selçuklulara ait çoğu şehit ve alimlerden oluşan binlerce mezar, Celme Hatun (Halime Hatun ) kümbeti devrin önemli eserlerindendir. Selçuklu İmparatorluğunun yıkılışından sonra, beyliklerin daha sonra Osmanlı İmparatorluğunun hakimiyetine giren Gevaş Osmanlı şehirleri ansiklopedisinde hak ettiği yeri almıştır. 1308 yılından itibaren Osmanlıların eline geçen Gevaş 1914 yılında Doğu Anadolu’da başlayan Rus işgaliyle birlikte Ermeniler de bölgeyi işgal etmişler (fakat bölgede hiçbir zaman müstakil bir ermeni krallığı olmamıştır.) 31 MART 1918 tarihinde Rus işgalinden kurtarılarak gerçek sahibi olan Türklerin eline geçmiştir.
  Sonuç olarak; Van ve yöresinde muhtelif zamanlarda yapılan kazılarda da Mezopo-tamya’da yaşayan ve asyanik kavimler de denilen kavimlere ait bir takım malzemelerin bulunması ve Gevaş’ın da bu yol üzerinde olması ilçenin tarihinin yukarıda belirtilen devirlere dayandığını göstermektedir VANGÖLÜ

GEVAŞ  

İLÇENİN COĞRAFİ DURUMU

Gevaş İlçemiz Türkiye’nin doğusunda 42 derece 40 dakika ve 44 derece 30 dakika doğu boylamları ile 37 derece 43 dakika ve 39 derece 26 dakika kuzey enlemleri arasında yer alır. Yüzölçümü 727.5 km. kare olup, deniz seviyesinden yüksekliği 1.750 metredir. İlçe Güney Doğu Torosların bir uzantısı olan Kavuşahap dağlarının en yükseği olan Artos Dağının ( 3650 m.) eteğinde kurulmuştur. Doğusunda Gürpınar, batısında Hizan ve Tatvan (Bitlis) İlçeleri, kuzeyinde Van Gölü, kuzeydoğusunda Edremit, güneyinde Çatak, güneybatısında da Bahçesaray ilçeleri bulunur. İl merkezine uzaklığı 40 km. dir.
     İlçe Merkezi ilk defa 1264 tarihinde şimdi bulunduğu yerden 20 km. uzaklıktaki Tatvan istikametindeki Yuva köyü civarında kurulmuş, buranın tenhalığı dolayısıyla 1297 yılında bugün bulunduğu, Urartuların VOSTAN, Selçukluların VESTAN dedikleri yere taşınmış ve GEVAŞ adını almıştır. Yerleşim itibariyle İlçe Merkezi Artos dağının eteğinde geniş bir araziye yayılmış, köyleri ise özellikle Daldere bölgesi dağlık bir arazi üzerine kurulmuştur.      
     Belli başlı bir akarsuyu olmayan ilçemizin Pınarbaşı mahallesi ile İliköyü arasında bulunan araziden çıkan akar sular ile arazi sulanmaktadır. İçme suyunun büyük bir kısmı da yine bu bölgeden temin edilmektedir.
     Yemyeşil görünümü ve zengin bitki örtüsüyle şirin bir yapıya sahip ilçemizin iklim açısından, kışları soğuk ve sert yazlar ise sıcak ve kuraktır. Sonbahar aylarında fırtınaları meşhurdur.

VAN GÖLÜ CANAVARININ VAN GÖLÜNDEN GÖRÜNÜŞÜ-2005 VAN GÖLÜ CANAVAR HEYKELİ-2005

GEVAŞ’TA TARİHİ VE TURİSTİK YERLER

     Ülkemizin en büyük gölü olan Van Gölü kıyısında kurulmuş bulunan İlçemiz tabii güzelliği yanında turistik ve tarihi eserlere sahipliği açısından da oldukça zengindir. Özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeridir. Gevaş’ta her devrin izlerine rastlamak mümkündür. Bunlardan bazıları başlıklar halinde aşağıda gösterilmiştir. AKDAMAR ADASI KİLİSESİ

Akdamar Adası Van Gölü'nün en büyük adasıdır ve üzerinde bir kilise bulunur.Kıyıdan 7 km. uzaklıkta Van Gölü içinde bulunan Akdamar Adası ve üzerinde bulunan Akdamar Kilisesi M.S. 915-921 yılları arasında VASPURAKAN kralı 1. Gagik tarafından yaptırılmıştır. O zamanlar adada bulunan saray için yaptırılan Akdamar Kilisesi'nin mimarı olarak Keşiş gösteriliyor,adı: Manuel. Kilise, pek çok yönüyle dikkate değer yapıların başında geliyor . Yapımında kullanılan andezit taşları, mevsimlere ve günün saatine göre sarı, kırmızı veya gri renklerde bir görünüm sunuyor. Haç plânlı kilisenin bir diğer özelliği de, dış cephenin çok zengin bitki ve hayvan motifleriyle İncil ve Tevrat'tan alınma sahneleri betimlemesi.Eserde iç duvarlar freskler dış duvarlarda rölyeflerle süslüdür. Dış duvarlarında çeşitli hayvan kabartmaları, kilise içerisinde boya ile yapılmış çeşitli resimler, Hz.İsa’nın çarmıha gerilmesi ve havarilerin figürleri mevcuttur. Eski yıllara nazaran turistik geziler azalmış ise de bölgesinde huzur şehri olan ilçemiz görülmeye değer tabii tarihi ve turistik zenginliklere sahiptir.

ADININ ANLAMI

Akdamar adının nereden geldiğine dair birçok varsayım vardır. Bunlardan birine göre, zamanında bu adada yaşayan baş keşişin güzelliği dillere destan çok güzel Tamara adında bir kızı varmış. Adanın çevresindeki köylerde çobanlık yapan müslüman bir genç bu kıza aşık olur. Bu genç Tamara'yla buluşmak için her gece adaya yüzermiş. Tamara ise ona gece karanlığında yerini belli etmek için onu bir mumla beklermiş. Bundan haberdar olan kızın babası, fırtınalı bir gecede elinde mumla adanın kıyısına iner ve sürekli yer değiştirerek gencin gücünü yitirmesine neden olur. Yüzmekten gücünü yitirip, yorulan genç çoban gölün içinde boğulur ve boğulmadan önce son nefesiyle "Ah Tamara" diye bağırır. Bunu duyan kız da kendini gölün sularına bırakarak boğulur. Ah Tamara isminin dönüşerek zamanla Ahtamar ve Akdamar biçimini aldığı varsayılır.

KİLİSE DUVARLARINDAKİ HEYKEL VE RESİMLER
Kuzey Cephesi :

Bu yönde Basta İncil Yazarı Aziz Markos olmak üzere aşağıya inildikçe sırasıyla Adem ile Havva nin yasak meyveyi yemesi , cennetten kovulma sahneleri ile Samson ’un düşmanını öldürme sahnesi , rozetler içinde veya ayakta havariler, azizler resim programı ile ana konular yer almaktadır.
Ayni cephede siren, deve, tavsana hücum eden kartal ve iki adet tavus kuşu ile Yuda kentinin hükümdarı Lezekiel ve Esaias canlandırılmıştır.

Doğu Cephesi :

Bu cephede haç kolu duvarının üst kısmında İncil yazarı Vaftizci Yahya (Ioannes Prodromos) ve hemen altındaki kabartma grubunun ortasındaki madalyonun içinde Bağdaş kurmuş oturur vaziyetteki Abbasi halifesi Muktedir olduğu tahmin edilen figür bulunmaktadır. Altındaki iki nişin etrafı aziz, havari ve peygamber figürleri ile bezenmiş olup , sağ elleri yukarı kalkık figürler bir şeyi işaret etmektedirler. Ortadaki dar uzun pencereyi kuşatan kabartmaların altındaki hayvan figürleri günlük hayattaki kesitleri ifade eder. Bu cephenin batısındaki figürlerde “ Ateşte üç İbrani genci” ve “Aslan ininde Daniel” efsaneleri canlandırılmıştır.

Güney Cephesi :

Bu cephedeki haç kolunun üst kısmında İncil Yazarı Lukas yer alır.Tepedeki Madalyonunun içinde Peygamber Samuel’in büstü bulunmaktadır. Bu cephede Tevrat ve İncil den sahneler birlikte görülmektedir. Sonradan ilave edilen çan kulesi orta mekandaki figürleri örtmüş olup iki yan duvarda konu olarak Hazreti Yunus, Davut ve Goliath efsaneleri canlandırılmıştır. Hz. Davut sapanıyla Kılıçlı,kalkanlı ve zırhlı Goliath’ı nasıl yendiği efsaneleri yer almaktadır. Bu cephenin batısında ise tahtta oturan ve kucağında İsa’yı taşıyan Meryem Ana figürü bulunur. Daha batıdaki pencere altında sırası ile Hz.İbrahim’in oğlunu kurban etme sahnesi, Hz. Adem’in yasak meyveyi yemesi ve Hz.Yunusun denize atılıp balina tarafından yutulması ile kurtulması efsaneleri canlandırılmıştır. Batı Cephesi :

Ana giriş olan bu cephede sonradan ilave edilen ön mekan çoğu figürleri örtmüştür. Bu cephedeki haç kolunun üstünde İncil Yazarı Aziz Matheus yer almaktadır.Bu yöndeki ana konu Vaspurakan Kralı I. Gagik’in kilisenin maketini Hz. İsa’ya sunması efsanesi canlandırılmış olup, Bu yöndeki diğer motifler ise Hz.İsa melekler ve kerubinler ile birlikte yer almaktadır.
İZETTİN ŞİR CAMİİ

Selçuklu döneminin mimari özelliklerini taşır. Miladi 1257 Hicri 635 yılında Melik İzzettin Şir adına Abdullah Han tarafından yaptırılmış, en son 1978 yılında restore edilen eser halen ibadete açıktır. Mezar taşlarında da imzası bulunan Ahlatlı Yusuf Bin Miran’ın ,caminin ilk yapımında bulunduğu söylenmektedir.. Caminin Kitabesi: “Muhakkak yüksek şana sahip olan Abdullah Han tarafından bina edilmiş bir han olup,öğrencilerin eğitim göreceği bir medresedir. Bunu yapmaya başladığı zaman Abdullah Han “Ya rabbi ben size bu medreseyi yaptım,onu yeni kıl,bilenler için bir menfaat eyle.” dedi.” Cami kitabesinde de belirtildiği gibi medrese ve han olarak yapılmıştır.
HİŞET KALESİ
Urartulardan kaldığı bilinen kalenin bugün için bir duvarı kalmış parça ve yıkıntıları bulunmaktadır. Şeyh İbrahim Mezarlığının üstündeki tepede kayalıkların üzerine kurulan kale hakkında geniş bilgi elde edilememiştir. HALİME HATUN(CELME HATUN) KÜMBETİ Halime Hatun Şeyh İbrahim’in torunu, İzzettin Şir’in kızı,Şeyh Muhammed Tayyar’ın hanımıdır. Şeyh Muhammed Tayyar ise Şeyh Abdulkadir Geylani’nin oğludur.

Halime Hatun adına,babası Melik İzzettin Şir tarafından yaptırılan kümbet gerek mimari gerekse bezemeleri ile Osmanlı öncesi Türk sanatının zarif bir örneğidir.
HALİME HATUN türbesi 1325 Hicri 703 yılında yaptırılmıştır. Kare bir kaide üzerine inşa edilen eser çokgendir. Bu şaheser büyük usta Esed tarafından yapılmış, etrafında Besmele ile FETİH suresinin tamamı kemer üzerinde büyük ustalıkla yazılmıştır. Halime Hatun’un mezarı merdivenlerle inilen,tam aydınlatılmamış yarı karanlık mumyalık bölümde yer almaktadır. TARİHİ SELÇUKLU TÜRKLERİ MEZARLIĞI

Miladi 639 yılında fethedilen Gevaş, Selçukluların önemli merkezlerinden biri olmuştur. Bu nedenle çok sayıda mezarlık mevcuttur. İki kısımdan oluşan tarihi mezarlıkta çoğu şehit 60.000’ e yakın metfun bulunduğu söylenir. Bu tarihi mezarlık yanında çokta yatırın bulunduğu görünen bir gerçektir. Mezarlık iki kısımdan oluşmaktadır.

Birinci kısım,kümbetin bulunduğu,etrafı duvar ile çevrili ve bazı mezar taşları onarılmış olan kümbet ve etrafındaki şehitlik kısmıdır.

İkinci kısım ise,üzerinde yapılaşma olması nedeniyle bir bölümünün evlerin altında kaldığı,diğer bölümünün ise yeni mezarlar ile birleşmiş Müsra Mezarlığı olarak bilinmektedir.

Çoğu şehit ve evliyadan oluşan mezarlık miladi 19.yy ve 20.yy ‘da bilim adamlarının dikkatini çekmiş ve incelenmiştir.

  İlk araştırmalar,1846 yılında Xavıer Hommaıre De Hell,1898’de H.F.B.Leynch , 1911’de ise Walter Bachmann gibi batılı bilim adamları tarafından yapılmıştır.

Türk bilim adamlarının ilk ciddi bilimsel araştırmaları 1950 yıllarında başlamıştır. 1956 yılında Oktay ASLANAPA tarafından yapılan inceleme ve araştırmalar yapılmıştır.buna müteakip 1967 yılında M.Oluş ARIK ,1976 yılında Rahmi H.Ünal’ın incelemeleri detaylı olarak yayınlanmıştır.

Kümbetin batı tarafı şehittik olarak bilinmektedir. Mezarlık 14.yy’da şehitlik olarak kullanılmıştır.

Mezar taşlarında hat sanatının yanı sıra geometrik ve rumi desenler büyük bir ustalık ile bezeme unsuru olarak kullanılmıştır. Yine mezar taşları üzerinde Arapça duaların yanı sıra Farsça rubailer kullanılmıştır. Ayrıca kümbetin doğu tarafında medrese olduğu tahmin edilen ve duvarları çamur takviyeli moloz taşlarından örülmüş mekanlar da bulunmaktadır.

MİLLİ MÜCADELE YILLARINDA GEVAŞ AHLATLI OSMAN ÇAVUŞ ABİDESİ (KURTULUŞ SAVAŞI ŞEHİDİ)

Halk arasında 93 harbi olarak bilinen1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sonrasında doğuda başlayan Rus işgali yayılarak devam etmiştir. Bir çok yerde halk Osmanlı kuvvetleri ile beraber Ruslara karşı kahramanca direnmişler,ancak başarılı olamamışlardır.Bunun sebebi 1. Dünya savaşı rüzgarlarının esmeye başlaması ,Yemen’den Kafkaslar’a, Trablusgarp’tan Çanakkale cephelerine gidip, geri dönmeyen gençler ve harap düşen bir millettir.

Rusların bu yıllarda başlattığı işgal hareketi Kars’dan başlayarak batı ve güneye doğru belli aralıklarla devam etmiştir. Erzurum,Ağrı, Van, Hakkari, Muş ve Bitlis-Deliklitaş mevkiine kadar ilerleyen Rus birlikleri, 1917 Bolşevik İhtilali ile geri çekilmelerinden sonra yerlerini, uşakları ve batı destekli Ermeni çetelerine bırakmışlardır. Bu zamana kadar Türkler ile kardeşçe yaşayan Ermeniler, Rus-İngiliz kışkırtması ve desteği ile çeteler kurarak yöre halkına zulmetmeye başlamışlardır. Bu olaylar, yöreden batıya ve güneye doğru göçlerin başlamasına neden olmuştur. Yöre halkı göçe zorlanmış, göç etmeleri için zulüm ve işkenceye maruz bırakılmışlardır.

Bu arada Ermeni Komitacılara karşı masum Müslüman Türk halkını korumak amacı ile çeşitli yer ve sayıda Hamidiye Alayları kurulmuştur. Buna rağmen yörede büyük bir katliam yaşanmıştır. Zulüm ve katliamlara dayanamayan halk batıya doğru göç etmeye başlamıştır.

Gevaş halkı da bu zulüm ve işkenceden nasibini almış, Dereağzı ve İkizler köyü katliamları ile göç hızlanmıştır. Kahta, Mardin ve Konya’ya kadar giden halk aç ve sefil kalmıştır. İşte bu şartlar altında kurtuluş planları yapılıp uygulanmaya başlanmıştır. Bu arada batıda Kuvvay-i Milliye hareketleri başlamıştır. Misak-ı Milli sınırları içindeki vatan topraklarını kurtarma hareketleri ölüm-kalım savaşını başlatmıştır.

İşte bu ortamda Gevaş halkı da boş durmamış, kutsal vatan topraklarını Ermeni çetecilere ezdirmemek ve şehitlerinin ruhlarını sızlatmamak için Milli Mücadeleyi Gevaş’ta da başlatmıştır.

1918 yılı baharında Gevaş için kurtuluş planları uygulamaya konulmuştur. Gevaşlı yüzbaşı Şevket’in Kafkasya’da,Van ve çevresindeki kahramanlıkları Gevaşlılar’a büyük bir moral kaynağı olmuştur. Bundan sonra vatanı kurtarma, Dereağzı, Dilmetaş ve İkizler Köyü katliamlarının hesaplarının sorulması zamanı gelmişti.

Yörenin güvenlik işleri ile ilgili görevlendirilen Yüzbaşı Ali Rıza Bey’in komutasındaki bir bölük asker Yuva Köyü’ne gelir.Yüzbaşı Ali Rıza Bey’in gayreti ile yöre halkı üzerinde etkili olan Kayalar Köyü’nden Hasan Bey’in, Kazanç Köyü’nden Eshat ve Fettah Beylerin desteği alınır. Bu nüfus desteğinde alınan kuvvetler, Koçak, Kazanç ve Dilmetaş köylerinde toplanırlar. Bu arada mevcut kuvvetlere yardım amacı ile Hizan’dan Seyit Ali’nin oğlu Haydar Bey ile Pervali Tahir Ağa’nın oğlu Ali Bey komutasındaki birlikler de gelirler. Kuvvetlerin toplanması tamamlanınca Ermeniler’e Gevaş’ı terk etmeleri ikazında bulunulur. Ancak Ermeniler’in bunu kabul etmemeleri üzerine savaş başlatılır.

Türk Milis Kuvvetleri son merkezleri Güzelkonak Köyü’nde son durum değerlendirmeleri yaparak harekata son şeklini verdiler. Buna göre, emir- komuta Yüzbaşı Ali Rıza Bey’de bulunmak sureti ile kuvvetler hilal biçiminde bir vaziyet alarak yürümeye başladılar. Güneyde sırtlara taraf askerler, ortada Hasan Fettah ve Esat Bey komutasındaki kuvvetler, göl tarafında ise Hizanlı Seyit Ali’nin oğlu Haydar Bey ile Pervarili Tahir Ağa’nın oğlu Ali Bey kuvvetleri bulunuyordu. Taarruz harekatı bu biçimde başlatıldı. Kuvvetler Gevaş’a ilerleyerek Dokuzağaç Köyü’nü geçip Baklakar sırtlarına kadar geldi. Burada çatışmalar iyice şiddetlendi. Tarih 30 Mart gününü 31 Mart’a bağlayan geceyi gösteriyordu. İlk çatışma sırasında Baklakar sırtlarında Ahlatlı Osman Çavuş şehit oldu. Bunun üzerine çatışmalar şiddetlenince Ermeniler mevzilerini terk ederek kaçmaya başladılar. 1915 yılından itibaren Ermeni esaretine giren Gevaş, 31 Mart 1918 tarihinde kurtarılarak asıl sahiplerine kavuşturulmuştur. Ermenilerin toparlanamadan Van’a kadar kaçmaları ile kurtuluş hareketi diğer ilçelerin kurtuluşuna kadar devam ettirilmiştir. Ermeniler zulüm yaparak ikmal merkezi olarak Akdamar, Çarpanak ve Adır adalarındaki manastırlardaki kullanmışlardır.

Yöreden göç eden halk aynı yıl geri dönmeye başlamıştır. Geriye dönüş üç yıl kadar sürmüştür. Gevaş, bundan böyle 31 Mart gününü Kurtuluş Bayramı olarak kutlamaya başlamıştır.

Yemen, Trablusgarp, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı sırasında vatanın her tarafı şehit kanları ile sulanarak bu topraklar kazanılmış, her aileden bir veya birkaç şehit verilmiştir. Milli Mücadele yıllarında hep birlikte mücadele edilmiş ve Cumhuriyet birlikte kurulmuştur. Kederde, tasada ve kıvançta beraber olmuş bu milleti kimse bölemeyecek, şehit kanı ile sulanmış bu vatanı hiç kimse parçalayamayacaktır.

Anasyafa :I: Yönetim :I: Hakkımızda :I: İletişim :I: Tanıtım :I: E-Mail

  Müziği kesmek için tıklayınız.  
Orta Mahalle Gevaş / VAN______ Tel : 0 ( 432 ) 612 31 06
info@gevasogretmenevi.com
 
© 2006 Gevaş Öğretmen Evi ve Akşam Sanat Okulu Müdürlüğü
Tasarım & Hosting AdalNET.com